13 Aralık 2011 Salı

...forever searching...

Kelimelerin anlamını yitirdiği bir ülke burası…
Sözlüğün parçalanmış sayfaları uçuşuyorken havada bir sigara yakıyorum “tutuşuyor sular”

Bakışlarımı tavandaki boşluğa dikiyorum. Birazdan bir umut belirecek orada. Kusacağım içimdekileri, dökeceğim, saçacağım, kırıp parçalayacağım o umudu. Rahatlayacak içim. Boşluğa bakmaya devam edeceğim sonra. Boşluğumu bölemeyecek artık hiçbir şey.

Susmak acı verirdi eskiden..
Her sustuğumda bir kelime anlamını yitirirdi.
Manayı sese dönüştürüyorum şimdi
Kafamda dönüp duran melodi...Ah! Seni ezgiye dökememekten oluyor her şey biliyorum.
Ne çabuk unutuyorum yapılan iyilikleri
Ne çabuk unutuyorum
Ne çabuk... Çabucak olan ne?

…forever seaching…

Varoluşumun amacı her gün bir başka uzvumu kaybetmekle açığa çıkıyor. Çünkü biliyorum elimi yitirirsem üşümem artık bir daha. Ve ayaklarım onlar giderse saplanıp kalmaktan bahsedemem artık. Yüzüm, ne kadar oldu onu gerçekten görmeyeli? Ve o da gittiğinde hiçbir sır gizli olmayacak artık. Ben, kaybederken güçleneceğim. Tüm bahanelerimi, tüm keşkelerimi, tüm boşvermelerimi, içimde öldüremediğim tüm bu kini yitirdiğimde güçleneceğim.

Seni özlüyorum yalnızlık, seni her çağırdığımda sen zaten çoktan gelmiş oluyorsun. Hiç gitmiyor musun yoksa? Yatağıma uzanmış da ne bekliyorsun?

…forever searching…

Bir,iki,üç,dört,beş,altı,yedi,sekiz,dokuz,on…
Daha yavaş say
Bir..iki…üç…dört..beş…altı…yedi…sekiz…dokuz…on…
Ve bir kez daha
Sonra bir kez daha
Bir daha
Uyumadan önce son kez
Bir…iki…üç…dört…beş…altı…yedi…sekiz…dokuz…
Ondan geriye
Kalan
Her
Şey
Boş…
Artık arama.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder